Beçin Kalesi ve Orta Çağ Kenti

Beçin Kalesi ve Orta Çağ Kenti

Kaynak : Milas Kaymakamlığı | Beçin Kalesi

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı bir mahalle olan Beçin, ilçe merkezinin yaklaşık 5 km güneyinde yer almaktadır. Kentte Türk Dönemi 13. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenir. Milas’ın, Türkler tarafından ne zaman fethedildiği kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte 1260’lı yılların başlarında Karia bölgesini ele geçiren Emir Menteşe’nin vefatından sonra (1291) yerine geçen oğlu Mesud Bey zamanında güneybatı Anadolu sahilleri tamamen fethedilmiştir. Mesud Bey’in ölümünden sonra (1319) oğlu Orhan Bey zamanında Menteşe Beyliği’nin merkezi Milas olmuştur. Fetih edilen alan tarihi coğrafya açısından Ege Bölgesi’nin güneyinde antik dönemde Karia Eyaleti, Osmanlı döneminde ise Menteşe–Eli olarak adlandırılmıştır.

Kaynak : TDV İslam Ansiklopedisi | Mesâlikü’l-ebṣâr’ın I. Cildinin İlk İki Sayfası

Umarî‘nin, Mesalikü’l-ebsar adlı eserinde; “Orhan Bey’in 50 şehir, 200 kale ve küçük hisarı, 100.000 askeri vardı. Bunların kılıçlarının kınına girdiği görülmezdi. Düşmanlarıyla karada ve denizde devamlı savaş halindedir. Gece ve gündüz at ve gemi sırtından inmeyip başı yastık görmez.” diye yazmıştır.

Fethiye ve Marmaris’i elinde bulunduran Ahmed Gazi Bey, bastırdığı paralarında ve kitabelerde sahillerin “sultanı unvanını” kullanmıştır. Bu dönemde kıyılarda ki birçok irili ufaklı ada hâkimiyet altına alınmıştır.

İbn Batuta, 1333 yılında sultan Orhan Bey’le görüşmüş; özellikle Beçin’in kuruluşuna dair önemli bilgiler vermiştir. “Bu Menteşeoğlu saygın Sultan Şücaeddin Orhan Bey olup; yüzü ve hayatı güzel, mükemmel bir hükümdardır. Genellikle fakih ve bilginlere büyük bir değer verir onları sarayında ağırlardı. Bu hükümdar bize iyilikler gösterdi. Binek hayvanları verdi ve ihtiyaçlarımızı giderdi. Oturduğu yer; Milas yakınında, iki mil uzaklıkta Barcîn şehridir. Burası yeni ve bir tepe üzerindedir. Orada güzel binalar ve camiler vardır. Sultan orada bir cuma camiinin temelini attırmış olup, yapılması henüz bitmemişti. Biz ona bu şehirde rastladık. Orada Ahi Ali’nin zaviyesine indik.” demiştir.

Beçin adı; kaynaklarda karşımıza ilk olarak İbn Batuta’nın Seyahatnamesi’nde Barcîn –Baçın – Bercîn imlâsıyla karşımıza çıkmaktadır. Wittek, Bercin’in halk dilinde yumuşatılarak Peçin’e dönüştüğünü; bunun da kaynağının modern Rumcası Perzona olup Venedik kaynaklarında Pezona olarak anılan eski bir yer adı olduğunu ileri sürmüştür. (Wittek 1944). Diğer bir görüş ise yapılan araştırmalar sonucu bu bölgenin adının aşağı Siriderya’daki önemli bir Harezm kenti olan Barçın’ın adını benimsemiş olmasıdır. (Ünal, Krinzinger, Alram, Taş, 2015)

Günümüzde Beçin’de medresesi bulunan Ahmed Gazi zamanında en parlak dönemini yaşayan Menteşe Beyliği, 1425-26 yılında kesin olarak Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir.

Beçin yerleşmesi; erken dönem Anadolu–Türk devletlerinden Menteşeoğulları Beyliği başkenti olarak mekânsal ve işlevsel karakteristik değerler açısından “Ortaçağ Türk Kenti” niteliği ile 2012 yılında UNESCO’nun Geçici Dünya Miras Listesi kapsamında yer bulmuştur.

Beçin Orta Çağ Kenti; iç kale, sur içi ve sur dışı olarak 3 bölümden oluşmaktadır. Şehir, M.Ö 3000’lerden başlayan tarihi, beylikler döneminde Menteşeoğulları’na başkentlik yaparak zirve noktasına ulaşmıştır. Bu uzun süreç içerisinde tarihi hafızasını kaybetmeyen şehir günümüze kadar korunabilmiştir.

Kaynak: Özel Koleksiyon | Beçin Kalesi’nden Kente Bakış

Anadolu’daki Türk – İslam döneminde Beçin Şehri, üzerinde yeni yapılaşma devam etmeyen, dönemin bütün ayrıntılarını günümüze kadar ulaştırabilmiş yaklaşık 550 dönümlük bir alana yayılmış en önemli merkezlerdendir. Menteşeoğulları, Türklerin Batı Anadolu’ya ilk giriş noktalarından biri olan bu bölge de nüfusun Türkleşmesinde ve Müslümanlaşmasında önemli bir rol oynamıştır.

Zaviye ve medreseleri ile Batı Anadolu’da ilimin ve bilimin merkezi haline getirilen Beçin Şehri; Rodos gibi önemli Ege Adaları’nda Türk hâkimiyetinin oluşmasında çok büyük bir katkı sağlamıştır.

Şehirde günümüze sağlam olarak ulaşmış 6 adet hamam, 3 medrese, 3 çeşme, 2 han, 2 cami, 2 mescit, 3 türbe, 6 zaviye ve 1 tekke, 1 şapel, 1 havuz ve çok sayıda sivil mimari örneği bulunmaktadır.

Kaynak: Özel Koleksiyon | Kaleye Giriş Merdivenleri

Sarp, kayalık bir tepe üzerinde yer alan İç Kale’nin surları nispeten sağlam durumdadır. Kaleye giriş, taş döşemeli bir yoldan sağlanmaktadır. Kale çok katmanlı kültürel bir yapıya sahiptir. Farklı kültürlere ait eserlerin bir arada bulunduğu Beçin Kalesi ve Orta Çağ Kentini adeta bir açık hava müzesi şeklindedir. Kazı çalışmaları ile daha net ortaya çıkan bulgular ile söylenebilir ki M.Ö 3000’lerde başlayan yaşam Beçin’de günümüze kadar sürmüştür.

Beçin’de inşa kitabesi günümüze ulaşmış yegâne yapı olan ve kitabesindeki bilgilere göre 1375 yılında Menteşe Beyi Ahmet Gazi ta­rafından yaptırılmıştır. Günümüzde “Ahmet Gazi Medresesi Taş Eserleri Müzesi” olarak kullanılmaktadır. Kendi türbesinin de içinde bulunduğu Ahmet Gazi Medresesi’nin ana eyvanın iki köşesine yerleştirilmiş flama tutan aslan kabartmalı tasvirler hükümdarlığının bir simgesidir. Mermere  işlenmiş, arka ayakları üstünde duran aslan kabartmalarından sağ taraftaki tasvirin tuttuğu flamada “Ahmed Gazi” yazmaktadır. Kendi adının üzerinde bulunduğu sancağı taşıyan aslan motifi Türk Sanatı’nın ünik örnekleri arasında yer almaktadır.

Şehir merkezindeki bir diğer önemli yapıda Kızılhan’dır. Yapı tek sahınlı ve iki katlı bir düzenlemeye sahiptir. Bu özellikleri ile hanlar arasında Anadolu’daki tek örnektir. Örneklerini çoğaltabileceğimiz Türk şehirciliği bakımından ender örneklerin bulunduğu bu ünik anıtsal eserlerin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için düzenli olarak kazı, onarım ve restorasyon faaliyetleri sürdürülmektedir.