Milas
Muğla ilinin en büyük ilçelerinden biri olan Milas, antik dönemdeki adıyla Mylasa, prehistorik çağdan günümüze kadar birçok kültüre ve sahipliği yapmış, bu durum kente büyük bir kültür birikimi sağlamıştır. Kent adını antik yazarlardan Byzantion’lu Stephanos’un “Ethnica” adlı eserinde belirttiği üzere, şehrin kurucusu olarak bilinen, Aiolia adasında oturan ve rüzgârlara hâkim olan Tanrı Aiolos’un soyundan gelen Mylassos’tan aldığı söylenmektedir. Kentin adı zamanla değişmiş ve Osmanlı Dönemi’nde Milas şeklini almıştır.
Karia bölgesinin önemli kentlerinden biri olan Mylasa Antik Kenti ve çevresi kültürel bir çekim ve yayılım merkezi olmayı çağlar boyu sürdürmüştür. Güvenli sınırları verimli toprakları bölgenin geri kalan yerlerine nazaran sahip olduğu su kaynakları bölgenin sürekli iskân ve imar edilmesini sağlamıştır.
Limanlar ile ve dolayısıyla Ege Adaları ile bağlantısı olan Antik Mylasa Kenti bu avantajı sayesinde kısa sürede Karia Bölgesi kentlerinin öncülüğünü ve başkentliğini üstlenmiştir. Persler’in İonia Ayaklanması bastırmasının ardından başlayan Hekatomnidler Dönemi M.Ö. 4. yüzyılda Antik Mylasa ve çevresinde imar faaliyetlerinin yoğun olduğu bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Hyssoldomos ile başlayan bu dönem Hekatomnos ve oğulları Mausolos ve Idreus ile devam etmiştir.
Karya (Karia), Roma, Bizans, Selçuklu, Menteşe Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Mylasa’nın en eski halkı Karyalılar’dır. Kim oldukları, ne zaman ve nereden gelerek bu bölgeye yerleştikleri konusunda somut belgeler elimizde yoktur.
Karia’nın yönetim merkezi birkaç kez değişmiştir. Mylasa’lı Hekotomnosun İ.Ö 392/1 satraplığa getirilmesiyle bu kent artık bir başkent olmuştur.
Mausolos ve aynı zamanda kız kardeşi olan eşi Artemisia’nın ölümünün ardından Büyük İskender’in işgal ettiği Mylasa, İskender’in ölümünden sonra imparatorluğun parçalanması üzerine M.Ö.230 yılında Seleukoslar’ın hâkimiyetine girmiş bu yüzyılın sonlarına doğru ise yeniden bağımsızlığını kazanmıştır. Labienus’un istilasının ardından Mylasa uzun süre kendini toplayamamıştır.
Bugün Milas Antik Kentinde görülebilir antik yapılar günümüzde oldukça sınırlı miktarda kalmıştır. “Baltalı Kapı” olarak bilinen giriş kapısı, Hıdırlık tepesindeki surlar, “Uzun Yuva” olarak bilinen Korinth düzenindeki şeref sütunu içeren Hekatomnosa ait olduğu düşünülen mimari kompleks ve onun aşağısında yer alan teras duvarı, roma döneminde inşa edilen ve Antik Mylasa Kentine su ikmalini sağlayan su kemerleri, Labranda ve Beçin Kalesi’nde yer alan birçok yapı ve değişik alanlardaki mezar topluluğu sayılabilir. Bunlar arasında da önemli bir anıt mezar olan Gümüşkesen Anıtı, Karia Bölgesi mezar mimari açısından önem taşımaktadır.
