Orhan Camii ve Hanikah
Kentin ana caddesi üzerinde yer alan yapının güneyinde Ahmet Gazi Medresesi, doğusunda II ve III numaralı anonim türbeler ve batısında Ahmet Gazi Zaviyesi bulunmaktadır. Yapının; mihrap nişinin bir kısmı, mermer kapı girişi ve kapı üzerindeki çatı hizasına kadar uzanan kemerli bölüm günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Dikdörtgen planlı çok destekli camiler grubuna giren yapının ters “L” şeklindeki avlusu yapıyı güney kenarından kuşatmaktadır. Kazılar sonucu ortaya çıkarılan doğu, batı ve güney duvarları ortaya çıkartılmıştır.

Yapının taç kapısındaki kemer dışında bütünüyle devşirme malzeme kullanılmıştır. Kapı lentosunun üzerinde yer alan kemerinin sol tarafı günümüze korunmuş bir şekilde gelmiştir. Tuğla malzemeden inşa edilen kemerinin ayakları, Bizans dönemine tarihlenen iki ambon parçası üzerine oturmaktadır. Harim, üç sıra destekle, kuzey-güney yönünde dört sahına bölünmüştür. Dikdörtgen biçimle kesme taştan yapılan mihrabın bir bölümü sağlam kalabilmiştir. Mihrabın batı tarafında günümüze ulaşmayan minberi izleri görülmektedir. Harimin kuzey kısmında, zeminde devşirme malzeme olarak mermer levhalar kullanılmıştır.

Yapıdaki kazı çalışmaları sırasında rastlanan yanık ahşap parçaları, caminin bir yangın sonucu tahrip olduğuna dair bir kanıttır. Harimin kuzey kesimindeki duvar kalıntıları, ilk cami harap olduktan sonra inşa edilen daha küçük ölçekli ikinci camiye ait olduğu tahmin edilmektedir.
Beçin Kenti’nde yer alan Ahmed Gazi Medresesi ve Orhan Camii’nin kitabeleri kaynaklarda geçmektedir. Ancak Orhan Camii’nin kitabesi günümüze ulaşmamıştır. Caminin kitabesine dair bilgiler 17. yüzyılın ünlü seyyahı Evliya Çelebi’nin (1611-1682) Seyahatnâme adlı eserinde yer almaktadır. Evliya Çelebi, Orhan Camii için kitabesinin şu şekilde olduğunu belirtmiştir:
“Bu mübarek cami, muazzam, mufahham, mansur ve muzaffer Emir, Türk Gazilerinin Sultanı, Şucaü’d-devle’d-din Orhan İbn. Mesud 732(?) senesinde yaptı. Allah zaferlerini mübarek kılsın”… “Minaresi yoktur ve toprak örtülü cami kadimdir. Tulen ve arzan yüzer ayaktır ve cami içerisinde on altı çam direğinde sütunlar vardır.”

Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiler caminin ayakta iken nasıl göründüğünü anlamamız açısından son derece önemlidir. Yapının günümüzde örtüsünün tamamen yok olduğu, beden duvarları ve diğer mekânlarının da büyük ölçüde harap olduğu düşünüldüğünde bu önem daha da artmaktadır.
Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiler caminin 17. yüzyılda sağlam olduğuna dair bir kanıttır. Buna ek olarak 14. yüzyılın seyyahlarından İbn-i Batuta’nın cami ile ilgili verdiği bilgiler de göz önüne alındığında, yapının 1330-1335 yılları arasında yapıldığı düşünülmektedir.
Orhan Cami, Mültezim Evi ve Hanikah ile ilgili YouTube videolarını aşağıda bulabilirsiniz.
